DERGÂHTAN ÇETE ÇIKTI

11/11/2009 -

Şeyh Yahya Efendi Vakfı’nın uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla cezaevinde bulunan başkanı Kemal Ata’nın adı I. Ergenekon İddianamesi’nde de geçiyor


Taraf’ın geçen hafta “Dergâh’tan çete çıktı” başlığıyla verdiği haberde sözü edilen çetenin herhangi bir çete olmadığı ortaya çıktı. Ergenekon Davası kapsamındaki I. İddianame’ye giren ses kayıtlarında, Türk İntikam Tugayı TİT’in kurucularından Semih Tufan Gülaltay’ın, Selçuk adında bir şahısla konuşmasında Şeyh Yahya Efendi Kültür ve Araştırma Vakfı Başkanı Kemal Ata’dan söz ediliyor.

Gülaltay, görüşmesinde altı farklı vakfa ortak bir deklarasyon imzalatacağını ve Ulusal Birlik Hareketi Platformu adında bir birlik kuracağını söylüyor. Bir “Paşa”dan da söz edilen konuşmada, Gülaltay, “Dün akşam ben deklarasyon metnini imzaya açacaktım. Kemal Ata’yla siz madem bir söz birliği yaptınız, bana niye sormuyorsunuz? Şu anda bu imzalanmasın... Selçuk Abi, ben bu işin sonunda kan dökülmesini istemiyorum“ diyor.

Benim askere ihtiyacım var’
Şeyh Yahya Efendi Dergâhı’nda faaliyet yürüten ve geçtiğimiz yıl Hollanda’dan getirilen bir uyuşturucu sevkiyatına adı karıştığı için yakalanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilen Kemal Ata’nın bahsinin geçtiği görüşmede ilginç diyaloglar yer alıyor. Ergenekon soruşturmasının dördüncü dalga operasyonunda gözaltına alınan TİT’in kurucusu Gülaltay, telefon konuşmasında şöyle diyor:

Babamı kurban eder, kafa keserim’
“Her gün toplantıya geç kalan Kemal Ata erken geliyor; Arif Akdeniz (Türk Ocakları Bakırköy Şube Başkanı) erken geliyor. Bir sonraki toplantıda ben Paşa’yı çağırıyorum. Bu sefer mealen diyorsunuz ki; ‘Yahu, öyle bir organizasyon kuruyorsunuz da Paşa’nın senden haberi var mı?’ Tabii bu sefer ertesi gün Paşa geliyor. Diyorum ‘kalk gel buraya Paşa’; diyorum ‘arkadaşlarla görüşelim’; sen dönüyorsun, diyorsun ki ‘Arif Bey bir söyleyeceğiniz var mı?’ Arif Bey kalkıyor, din, tasavvuf, dergâh, tarikat... Yahu biz ne kuruyoruz ya?.. Ben bu yolda yürüyeceğim. Bu yolda da, babam Sırrı Gülaltay’ı kurban ederim, tanımam; Emre’yi yatırır başını keserim... Şimdi, dün akşamki toplantıda, ben, Kemal Bey’le ‘Bu şu anda imzalanmasın, vakıflar imza atamaz’ gibi çıkışınızdan bir şey anlamadım...”

‘Kelleyi koltuğa alan benim’
“Selçuk Abi, sen gelmeden evvel ben Kemal Ata’ya şunu söyledim; orda herkesin içinde söyledim. Dedik ki, Selçuk Orhon, sen, ben bir şey konuştuk.  Ben kutlu bir dava yolunda yürüyorum Selçuk Abi... Bak ben bu saatte gidiyorum altı dernek başkanıyla toplantı yapmaya... Altı dernek davası kazanırım diye ben yırtınıyorum. Selçuk Abi, açık söylüyorum, bu işin kelleyi koltuğuna almış olan adamı benim. Benim askere ihtiyacım var. Ölümüne yürüyorum bu işte. Benim bu işle uğraşmamın sebebi, ben Ulusal Birlik Hareketi Platformu’nu kurup bunun başkanı olarak mücadeleyi hedefe ulaştırma azmindeyim.”

Ata’yı dergâhtan çıkaramadılar
Öte yandan, hakkında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından soruşturma başlatılan ve İstanbul Valiliği’ne de boşaltılması konusunda tebligat yollanan Şeyh Yahya Efendi Kültür ve Araştırma Vakfı’nın, dergâh binasında hâlâ faal olduğu görülüyor. Dergâh içerisinde restorasyon yapılacağı savıyla para toplayan Vakıf’ın tahliyesi konusunda gelişme olmadığını söyleyen bir yetkili “Yahya Efendi Vakfı’nın buradan çıkarılması için hiçbir işlem yapılmıyor” diyor.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/11/2009 -

Şeyh Yahya Efendi Vakfı’nın uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla cezaevinde bulunan başkanı Kemal Ata’nın adı I. Ergenekon İddianamesi’nde de geçiyor


Taraf’ın geçen hafta “Dergâh’tan çete çıktı” başlığıyla verdiği haberde sözü edilen çetenin herhangi bir çete olmadığı ortaya çıktı. Ergenekon Davası kapsamındaki I. İddianame’ye giren ses kayıtlarında, Türk İntikam Tugayı TİT’in kurucularından Semih Tufan Gülaltay’ın, Selçuk adında bir şahısla konuşmasında Şeyh Yahya Efendi Kültür ve Araştırma Vakfı Başkanı Kemal Ata’dan söz ediliyor.

Gülaltay, görüşmesinde altı farklı vakfa ortak bir deklarasyon imzalatacağını ve Ulusal Birlik Hareketi Platformu adında bir birlik kuracağını söylüyor. Bir “Paşa”dan da söz edilen konuşmada, Gülaltay, “Dün akşam ben deklarasyon metnini imzaya açacaktım. Kemal Ata’yla siz madem bir söz birliği yaptınız, bana niye sormuyorsunuz? Şu anda bu imzalanmasın... Selçuk Abi, ben bu işin sonunda kan dökülmesini istemiyorum“ diyor.

Benim askere ihtiyacım var’
Şeyh Yahya Efendi Dergâhı’nda faaliyet yürüten ve geçtiğimiz yıl Hollanda’dan getirilen bir uyuşturucu sevkiyatına adı karıştığı için yakalanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilen Kemal Ata’nın bahsinin geçtiği görüşmede ilginç diyaloglar yer alıyor. Ergenekon soruşturmasının dördüncü dalga operasyonunda gözaltına alınan TİT’in kurucusu Gülaltay, telefon konuşmasında şöyle diyor:

Babamı kurban eder, kafa keserim’
“Her gün toplantıya geç kalan Kemal Ata erken geliyor; Arif Akdeniz (Türk Ocakları Bakırköy Şube Başkanı) erken geliyor. Bir sonraki toplantıda ben Paşa’yı çağırıyorum. Bu sefer mealen diyorsunuz ki; ‘Yahu, öyle bir organizasyon kuruyorsunuz da Paşa’nın senden haberi var mı?’ Tabii bu sefer ertesi gün Paşa geliyor. Diyorum ‘kalk gel buraya Paşa’; diyorum ‘arkadaşlarla görüşelim’; sen dönüyorsun, diyorsun ki ‘Arif Bey bir söyleyeceğiniz var mı?’ Arif Bey kalkıyor, din, tasavvuf, dergâh, tarikat... Yahu biz ne kuruyoruz ya?.. Ben bu yolda yürüyeceğim. Bu yolda da, babam Sırrı Gülaltay’ı kurban ederim, tanımam; Emre’yi yatırır başını keserim... Şimdi, dün akşamki toplantıda, ben, Kemal Bey’le ‘Bu şu anda imzalanmasın, vakıflar imza atamaz’ gibi çıkışınızdan bir şey anlamadım...”

‘Kelleyi koltuğa alan benim’
“Selçuk Abi, sen gelmeden evvel ben Kemal Ata’ya şunu söyledim; orda herkesin içinde söyledim. Dedik ki, Selçuk Orhon, sen, ben bir şey konuştuk.  Ben kutlu bir dava yolunda yürüyorum Selçuk Abi... Bak ben bu saatte gidiyorum altı dernek başkanıyla toplantı yapmaya... Altı dernek davası kazanırım diye ben yırtınıyorum. Selçuk Abi, açık söylüyorum, bu işin kelleyi koltuğuna almış olan adamı benim. Benim askere ihtiyacım var. Ölümüne yürüyorum bu işte. Benim bu işle uğraşmamın sebebi, ben Ulusal Birlik Hareketi Platformu’nu kurup bunun başkanı olarak mücadeleyi hedefe ulaştırma azmindeyim.”

Ata’yı dergâhtan çıkaramadılar
Öte yandan, hakkında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından soruşturma başlatılan ve İstanbul Valiliği’ne de boşaltılması konusunda tebligat yollanan Şeyh Yahya Efendi Kültür ve Araştırma Vakfı’nın, dergâh binasında hâlâ faal olduğu görülüyor. Dergâh içerisinde restorasyon yapılacağı savıyla para toplayan Vakıf’ın tahliyesi konusunda gelişme olmadığını söyleyen bir yetkili “Yahya Efendi Vakfı’nın buradan çıkarılması için hiçbir işlem yapılmıyor” diyor.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/11/2009 - Değişen Birşey Yok

Taraf'ta çıkan haber adeta Vakıflar tarafından görmezden geliniyor. Evet dergahtan çete çıktı ama çete dergahtan bir türlü çıkmıyor. Aslında Vakıflar'ın genel tavrı hemen her yerde budur. Uyuşturucu kaçakçılarına cami vermek, namazgahı yıkıp arsasını kiraya çıkarmak, asırlık vakıfları görmezden gelip mal varlıklarını çapulculara peşkeş çekmek... Adamlar çıkıp yalanlayabilseler, hayır orada olup bitenler öyle değildir, olayın aslı şudur diyebilseler neyse; adeta verdimse ben verdim edasıyla devam ediyorlar ve kimsenin de sesi çıkmıyor. Ama biz bu olayın takipçisiyiz.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/11/2009 - 02.11.09 Taraf Gazetesi'nden...

İstanbul’un popüler dinî merkezlerinden Yahya Efendi Dergâhı Vakfı’nın yöneticileri uyuşturucudan tutuklu olmalarına rağmen görev başındalar. Beşiktaş’taki Yahya Efendi Dergâhı Vakfı’nın Başkanı Kemal Ata ile Vakıf Müdürü Mehmet Karakaş 3 Ekim 2008’de, Hollanda’dan uyuşturucu getirme işine karıştıkları iddiasıyla Silivri Cezaevi’ne girdiler. Ancak Ata ve Karakaş Yahya Efendi Dergâhı Vakfı yönetimindeki rollerini sürdürüyorlar. Vakfa yer tahsisleri devam ediyor, dergâhın restorasyonu için de hâlâ para toplanıyor

 

Geçen yıl uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla tutuklanan* Kemal Ata’nın İstanbul Beşiktaş’taki Yahya Efendi Dergâhı Vakfı’nın başkanlığını sürdürdüğü ortaya çıktı.
Vakfın müdürlüğünü sürdüren Mehmet Karakaş’ın da tutuklandığı uyuşturucu operasyonundan sonra, Ata’nın başkanlığını sürdürdüğü kuruluşa Vakıflar Müdürlüğü’nün, yer tahsisine devam ettiği öğrenildi. Faaliyetlerini sürdüren vakıf, ihaleyle bir şirkete verilen dergâhın restorasyonu için de para toplamaya devam etmiş.
16. yüzyıldan beri Beşiktaş Çırağan’da Boğaz’a hâkim bir tepede kurulu olan Yahya Efendi Dergâhı’nın bağlı olduğu vakıfla ilgili ilk skandal, 13 Ekim 2008’de Başkan Kemal Ata ve Vakıf Müdürü Mehmet Karakaş’ın bir uyuşturucu operasyonunda tutuklanması ile patlak verdi.
Edirne Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin takibi sonucu Hollanda’dan Türkiye’ye uyuşturucu hap getirirken yakalanan bir TIR şoförünün verdiği bilgilerle İstanbul ve Manisa’da operasyonlar düzenlendi. İstanbul’daki operasyonda uyuşturucu hapları Türkiye’ye getirme işini organize ettiği suçlamasıyla vakfın başkanı Kemal Ata ile müdürü Mehmet Karakaş yakalanarak Silivri Cezaevi’ne yollandı.

Vakfa yer tahsisi aylardır sürüyor
Öte yandan, büyük bir skandala adı karışan yöneticilerinin hâlâ görevde olduğu dergâhta hiçbir şey değişmediği gibi, tutuklamalardan tam üç ay sonra 18 Aralık 2008’de, Vakıflar Genel Müdürlüğü vakfa yer tahsis etmeye devam etti. Bu yeni tahsisler arasında vakfın şu an faaliyetlerini yürüttüğü oda, kütüphane binası ve iki konak da var. Yanı sıra, vakfın işleri, hâlâ, Silivri Cezaevi’nde bulunan yöneticiler tarafından yürütülüyor.
Yahya Efendi Vakfı ile ilgili olarak daha farklı iddialar da söz konusu. Vakfı yakından bilen ve ismini açıklamak istemeyen bir görevli, “Türbenin restorasyon ihalesi, devlet bütçesinden ayrılan beş milyon TL’ye özel bir inşaat şirketine verildi. Buranın restorasyon parasını devlet ödüyor ama burada restorasyon için hâlâ milyarlar toplanıyor. Başkan uyuşturucu kaçakçılığından içeride ve toplanan paralar da kayıt altında değil” diyor.
Dergâh’a gittiğimizde, önünde “restorasyon” tabelası olan kapıda vakıf görevlilerinin restorasyona yönelik bağış topladığını görüyoruz... Makbuzlarda da, tedavülden kalkan altı sıfırlı rakamlar var.

Mezar taşlarıyla duvar örmüşler
Aynı görevlinin bir diğer iddiası da Kemal Ata’nın emriyle, dergahtaki tarihi mezar taşları kullanılarak dergahın planında olmayan 10 metrelik bir dış duvar inşa edildiği. Yetkili, “Bu tarihi evin üst kısmı özel mülk. Bu mülk ile tarihî ev arasında bulunan duvar bir buçuk metre geri çekildi. Buraya Vakıf, mezar taşlarını da kullanarak bir duvar inşa etti. Bu yasadışı ve bu duruma Vakıflar Genel Müdürlüğü hiç sesini çıkarmadı” diyor.

Dergâhta çini yok ama ihalede var
Dergâhın restorasyon ihalesiyle ilgili de çarpıcı iddialar var. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün restorasyonla ilgili açtığı ihalede rakamların şişirilmesi için orijinal yapıda olmayan unsurlar eklenmiş.
Vakıflar 1. Bölge Müdürlüğü tarafından Pekerler İnşaat Şirketi’ne 5 milyon 114 bin 500 TL’ye mayıs ayında ihale edilen Şeyh Yahya Efendi Camii’nin restorasyon ihale dokümanlarında yer alan bazı maddeler, restore edilen türbenin ilk halinde yok.
Örneğin, ihalede yer alan listenin 169 ve 170. maddelerinde “Eksik çinilerin orijinaline uygun yapılması ve yerine montajlanması, mevcut çinilerin tuzdan arındırılması temizlenmesi ve sağlamlaştırılarak bakımlarının yapılması: 186 bin TL” deniyor; eksik çinilerin miktarı 100 adet, mevcut tarihî çini miktarı da 86 metrekare olarak belirtiliyor. Lâkin, türbenin orijinalinde ya da mevcut halinin hiçbir yerinde çini yok ve hiçbir zaman da olmamış.
Yine ihale şartnamesinde, yedi metrekare bir alanın altın varakla kaplanması, 56, 45, 32 metrelik perde kornişi ve kapı çerçevelerinin altın varakla kaplanması gibi maddeler var. Toplam bedeli 151 milyarı bulan bu işler de şaibeli, zira türbede ve dergâhın hiçbir yerinde hiçbir zaman altın varak kullanılmadığı gibi, dergâhta bahsedildiği gibi yedi metrekarelik bir düz alan da yok.
Vakıf yetkilisi, bu kadar değerli tarihî mekânlarda çivi çakmanın bile çok ciddi bir iş olduğunu vurguluyor ve “Burada yolsuzluk yapılıyor; vakıflar da buna göz yumuyor” diyor.

Şeyh Yahya Efendi kimdir?
Üsküdar’da Aziz Mahmut Hüdaî, Beykoz’da Yuşa Efendi’nin türbesi, Sarıyer’deki Telli Baba ile birlikte İstanbul Boğazının dört manevi bekçisinden biri olduğu söylenen Beşiktaş’taki Yahya Efendi Dergâhı’nın kuruluşu 1538 yılına kadar gidiyor. Kanuni Sultan Süleyman ile birlikte Trabzon’da doğup büyüyen ve Kanuni’nin süt kardeşi olan Yahya Efendi daha sonra döneminin en büyük müderrislerinden biri oluyor. Yahya Efendi, emeklilik hayatını da Çırağan sırtlarındaki ev ve dergâhında sürdürüyor. Daha sonra aynı yere gömülen Yahya Efendi’nin türbesi İstanbu’un en çok ziyaret edilen dinî mekânlarından biri.
* Bir sonraki habere bkz.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/11/2009 - 13 Ekim 2008 Hürriyet'ten...

Uyuşturucu ve seks ilacı kaçakçılarına suçüstü

13 Ekim 2008
Lütfü KARAKAŞ/ EDİRNE, (DHA)
HOLLANDA'dan gönderilen uyuşturucu Ecstasy hap ve cinsel gücü artırıcı ve doping olarak kullanılan ‘İspanyol sineği’ ilacının sahibi Kanuni Sultan Süleyman'ın sütkardeşi olarak bilinen Şeyh Yahya Efendi adına kurulan Vakfın Başkanı Kemal Ata olduğu ortaya çıktı.

Edirne Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube ekiplerinin takibi sonucu Hollanda'dan Türkiye’ye uyuşturucu hap getirileceği istihbarı bilgisi üzerine harekete geçti. Hollanda'dan Türkiye'ye gelen sürücü Halit Konakçı yönetimindeki 14 DE 904 çekici ve 14 DE 905 dorse plakalı TIR Kapıkule Gümrük Kapısı'ndan giriş yaptıktan sonra takibe alındı. Edirne polisinin uzun süreden bu yana teknik takip yaptığı TIR sürücüsü Türkiye'ye getirdiği 7 kilo uyuşturucu hap ve doping ilacı ile birlikte Babaeski yakınlarında buluşma noktasına gelene kadar izlendi. Buluşma noktasına gelindiğinde alıcılar Nuri Baş ile Volkan Şendur TIR sürücüsü Halit Konakçı ile buluştu. Kapıkule'den sonra TIR'ı takip eden Edirne polisi buluşma gerçekleşince baskın düzenledi.

YAKALANDILAR

Hollanda'dan 500 Euro karşılığında 7 kilo uyuşturucu hap ve doping ilacını Türkiye'ye getiren TIR şoförü Halit Konakçı ile teslim almaya gelen Nuri Baş ile Volkan Şendur gözaltına alındı. Polis gözaltına aldığı zanlıların sorgusundan elde ettiği bilgiler ışığında İstanbul ve Manisa'da operasyonlar düzenledi. Kaçakçılıkla ilgili Erdoğan Saraçoğlu, Çetin Polat yakalandı. Operasyonu genişleten Edirne Emniyet Müdürlüğü ekipleri uyuşturucu ve doping içerikli kaçak malları Türkiye'ye getirmeyi organize ettiğini belirlediği Kanuni Sultan Süleyman'ın süt kardeşi olarak bilinen Şeyh Yahya Efendi adına kurulan Vakfın Başkanı ve Müdürü Kemal Ata ile Vakfın Müdürü Mehmet Karakaş'ı gözaltına aldı. İstanbul Beşiktaş'ta Yıldız Mahallesi, Yahya Efendi Çıkmazı'ndaki türbesi her yıl 1 milyona yakın ziyaretçi akınına uğrayan ve burada bulunan vakfın başkanlığını yapan Kemal Ata poliste ‘susma' hakkını kullandı. Vakıf Müdürü Mehmet Karakaş ise ifadesinde suçlamaları kabul etmeyerek 400 öğrenciye burs verdiklerini söyledi.

Edirne polisinde sorgulanan 7 sanıktan TIR sürücüsü Halit Konakçı, Vakıf Başkanı ve Müdürü Kemal Ata, Mehmet Karakaş, Volkan Şendur, Erdoğan Saraçoğlu, Çetin Polat Edirne Cumhuriyet Savcılığı'ndaki sorgusundan sonra sevk edildikleri mahkeme tarafından uyuşturucu kaçakçılığı suçundan tutuklandı. Zanlılardan Nuri Baş ile tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Operasyonu genişleten Edirne Emniyet Müdürlüğü kaçakçılıkla ilgili olarak Halim Kılıç ve Ali Gökdeniz'i de gözaltına aldı.

Edirne polisinin ele geçirdiği 7 kilo uyuşturucunun önemli bölümünün uyuşturucu özelliği olan Ecstasy hap olduğu belirlendi. Poşetler içindeki kaçak malların bölümünün ise ‘İspanyol Sineği’ olarak adlandırılan ithalatı özel izne tabi seks gücü arttırıcı ilaç olduğu ve bunun yarış atlarında da doping amaçlı kullanıldığı belirlendi.

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

'Dergâhtan çete çıktı' haberi sonrasındaki gelişmeleri takip ediyoruz.

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım